Gerçek mutlular, ya birşeyi umutsuzca istiyorlar, ya da herşeyi alıyorlardır. Başka bir gerçek mutluluk hali yoktur. Birşeyi umutsuzca isteme hali, bir boşluk değil tam tersi, ağzına kadar doluluktur. Ne yaparsan yap, nerde olursan ol, düşüncelerini meşgul edecek insani birşeye sahipsindir ve bu, hayatta başına gelebilecek en güzel ikinci şeydir. Sonuç birincisiyle aynıdır: Nerde olduğun, ne yapıyor olduğun, kimle olduğun önemini yitirir. Nerde olduğunun, ne yapıyor olduğunun farketmemesi hali, dünyada başına gelebilecek en güzel birinci şeydir. Ve bunun sadece iki sebebi olabilir. Ya bir şeyden dibine kadar yoksunsundur, ya da herşeyi alıyorsundur. Yaptığın ya da etrafında olagelen şeylerin tatminsizlik yaratamayacağı kadar tatminsizlikle dolu olmak, ve sebebini tek cümleyle özetleyebilmek, olan biten herşeyin sana vereceği marjinal faydayı arttırdığı için, senin için üzülen herkesten daha insani durumdasındır. Onların kendilerine edindikleri anlık ezbere misyonun tersine, insana ait tek şey olan duygusal durumla tıka basa dolusundur, yani, gerçekten yaşıyorsundur. Ve böyle durumlarda gülümsersen, sandığının aksine, gerçekten gülümsersin.