
Bir robot düşünün ki kendi işlemcisinin yetersiz olduğunu fark etsin veya bir çita düşünün ki hiç bir zaman 50 dakika depar atarak koşamayacağının ezikliğiyle yaşasın. Sadece insan denilen hayvan bu kendini bilmişlik lanetiyle etiketlenmiş. Sabahları uyanıyorum ve yaşadığım duygusal boşlukların bende yarattığı yalnızlık hissinin farkına varıyorum. Farkına varıp hiç birşey yapamayacak olmanın nötür ezikliği içinde yaşıyıp gidiyorum.Hepimiz gibi. Ben bunu fark edenlerden biriyim sadece.Evrimimizi tamamlayamamış duygusal ve fiziki konumumuz beni çok üzüyor. Günde 8 saat uyumadan enerji depolayamayan, 5 saatte bir yemek yemezse söylenen, küçücük bir travmada tüm duygusal dünyası altüst olan biz zavallı insancıklar. Evrimini tamamlamış 40 milyon yıllık köpekbalığından çok daha aciz bir haldeyiz ama bize bahşedilmiş lanet mi desem hediye mi desem karar veremediğim bir özellik var ki o da farkındalık. Herşeyin farkına varma yeteneğimiz var hem de kendi aciziyetimiz dahil. Olayların farkına varma özelliğimizin bile farkına varıyoruz. Ben bu yazıyı yazarken de olayları farkına varma özelliğimin farkına varmamın farkına vardığımı anlatıyorum böbürlenerek. Yani sözün özü bu insan denen yaratık adam olmaz, arkadaş. Yazımı Salim’in “Alo” şarkısıyla bitirmek isterim. Çünkü o da sevgilisinin aradığını fark edemedi,çünkü “Telefonu vibrasyondaydı canıııııııım”
